06.03.2026
CHP Hukuk Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen ile CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, Buca Ceza İnfaz Kurumları önünde yaptıkları açıklamada, tutuklu bulunan Tunç Soyer ve Şenol Aslanoğlu’na ilişkin sürecin siyasi olduğunu, iddianamenin bir an önce hazırlanması ve yargılamaların tutuksuz sürdürülmesini istedi.
CHP Hukuk Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen ve CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, Buca Ceza İnfaz Kurumları'nda tutuklu bulunan önceki dönem İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ile önceki dönem CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu’nu ziyaret etti, ziyaret sonrası açıklama yaptı. Cezaevi önünde gerçekleşen açıklamaya CHP İzmir İl Kadın Kolları Başkanı Zahide Kurun, CHP Buca İlçe Başkanı Suat Bulut ile partililer de katıldı.
Tutuklu bulunan önceki dönem İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ile önceki dönem CHP İzmir İl Başkanı Aslanoğlu'nu ziyaret ettiklerini belirten Gökçen, "İl Başkanımız Çağatay Güç ile birlikte Tunç Soyer ve Şenol Aslanoğlu’nu ziyaret ettik. Aslında bugün sevk edilmemiş olsaydı henüz Mehmet Murat Çalık Başkanımızı da ziyaret edecektik. Ancak bildiğiniz üzere pazartesi günü İBB davasının duruşmaları başlıyor. Uzun süren bir duruşma takvimi olacak. Kendisinin de orada duruşmaya katılması için bugün itibarıyla sevki yapılmış durumda buradan. Öncelikle Murat Çalık Başkanımız yaşadığı sağlık sorunlarına rağmen ve şimdiye kadar hep dürüst bir belediyecilik yapmış olmasına rağmen hem tutuklu yargılanıyor hem de hiçbir sebep olmaksızın İstanbul’dan İzmir’e getirildi. Ailesi İzmir’e taşınmak zorunda kaldı onu görebilmek için. Veya ailesinin buraya taşınamayan üyeleri her hafta buraya gelmek için üstün bir çaba göstermek zorunda kalıyorlar aylardır. Burada cezaevinin yanında uzun bir süredir nöbet tutuyorlar. Bir aileye bunun neden yaşatıldığını hepimizin vicdanına sorması gerekir. Bütün halkımızın kendi vicdanına sorması gerekir. Böyle bir adalet sisteminin kime ne faydası olduğunu sormamız gerekir. Çünkü daha önce kanser hastalığı atlatmış olan, sonra cezaevinde çok kilo kaybetmiş olan, birçok değeri ölçüldüğünde bu ölçümlerin sonucu normalin dışında çıkan başkanımız her nasılsa Adli Tıp’a gittiği zaman Adli Tıp’ta 16 ölçüm varsa eğer 13'ü normal sınırların dışındaysa sadece üçü normal sınırların üstündeydi. Ancak Adli Tıp sadece bu üç ölçümü esas olarak bir rapor düzenledi. Sonra da sanki kendisi tutuklu değilmiş de hükümlüymüş gibi bu Adli Tıp raporu esas alınarak tahliyesi engellendi. Anayasa Mahkemesi de bu Adli Tıp raporunu esas alarak bunun bir ihmal olmadığına yönelik bir karar verdi. Daha doğrusu başvuruyu incelememiş oldu. Geldiğimiz noktada pazartesi günü hem Murat Çalık Başkanımız hem tabii ki başta Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu ve bütün yol arkadaşlarımızın yargılandığı, aslında kendilerinin yargıladığı bir süreci hep beraber izleyeceğiz" dedi.
"Canlı yayınlamaya cesaret edemediler"
Ekrem İmamoğlu başta olmak üzere, siyasilerin yargılandığı davaların TRT'de canlı yayınlanması üzerinden sözlerini sürdüren Gökçen, "Biz en başından itibaren bu duruşmaların canlı yayınlanması çağrısında bulunmuştuk. Demiştik ki, TRT hepimizin vergileriyle yayın yapıyorsa o zaman hepimizin merak ettiği, hepimizin izlemek istediği, kamuoyunun merak etmekte son derece haklı olduğu bir duruşmayı da canlı yayından izleyebilelim. Milyonlarca insan bunu merak ediyor çünkü. Bir takım açıklamalar yaptılar. MHP’den açıklamalar geldi. AKP’den açıklamalar geldi ama işin sonunda iddianamenin ne kadar boş olduğunu gördükten sonra bu duruşmayı canlı yayınlamaya cesaret edemediler" diye konuştu.
"11 kez hâkim değişiklikleri gördük"
CHP Hukuk Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökçen, sözlerinin devamında ise şunları kaydetti:
"Bugün önceki Büyükşehir Belediye Başkanımız Tunç Soyer’i ziyaret ettik ve önceki il başkanımız Şenol Aslanoğlu’nu il başkanımızla birlikte burada hepimiz ziyaret ettik. Tabii ki öncelikle bu sürecin ne kadar siyasi olduğunu bilmekle birlikte hukuki açıdan ne kadar büyük çelişkiler olduğunu dile getirmek için de buradayız. Hem Tunç Başkanımız hem Şenol Başkanımız şunun bilinmesini isteriz ki iddianamesiz içerideler. Daha önce dava görülmüştü, ne olmuştu? Önce bir soruşturma açılmıştı. 1 Temmuz’da bir operasyon yapılmıştı. Sonra kendileri önce gözaltına alındılar, sonra tutuklandılar. Sonra demiştik ki hatta İstanbul yargılamalarıyla İzmir yargılamaları tam aynı değil. Çünkü İzmir’de hızlı bir şekilde en azından iddianameler yazılabiliyor, duruşma tarihleri verilebiliyor. En azından bu duruşmalarda yapılan incelemelere dair yargılananların veya duruşmaları izleyenlerin bir takım soru işaretleri veya kaygıları olsa bile en azından adil yargılanmaya dair bir inançları olabiliyor demiştik. Bunu da takdir ettiğimizi söylemiştik. Bir taraftan da tabii ki yol arkadaşlarımızın yargılama sürecindeki eksikliklere, yanlışlıklara da işaret etmiştik. Ancak şimdi öyle bir şey yaşandı ki 11 kez hâkim değişiklikleri gördük bu davada. Baktılar ki önce Şenol Başkanımız adli kontrolle tahliye edildi, ev hapsiyle devam etti, sonra ev hapsi de kaldırıldı. Anlaşıldı ki kendisi kaçmıyormuş. Çünkü burada yaşam devam etti, kaçmadı. Deliller toplandı diyorsunuz çünkü iddianame çıktı. Deliller toplandı ki iddianame çıktı. Ama bir şey oldu ki o hâkimleri değiştiren bir güç aynı zamanda başka bir şeye de el attı ki bir anda ikinci bir soruşturma gördük. Daha doğrusu bu ikinci soruşturma kapsamında tekrar bir tutuklama kararı gördük.
Önceki Büyükşehir Belediye Başkanımız Tunç Soyer açısından da yine öyle bir şey oldu ki kendisinin tahliye edileceğine dair bütün hukukçular kesin gözüyle bakıyordu. Çünkü kendisiyle ilgili hiçbir somut suç iddiası bile yoktu. Bırakın ki delili veya bir tanık ifadesini. Hiçbir suç iddiası bile yoktu. Bu raporlarla da sabit. Bilirkişi raporlarıyla da sabit. MASAK raporunda da görebiliyorsunuz. Kendisinin maddi herhangi bir çıkar elde etmediği iddianamenin kendisinde yazıyor. Ama ne oluyor? Tunç Soyer tahliye edilemesin diye, daha doğrusu bu dosyadan tahliye edileceği kesin gibi görüldüğü için ikinci soruşturmadan ikinci tutuklama kararı veriliyor. Bunun hemen ardından bakılıyor ki evet gerçekten de ilk dosyanın duruşmasında Tunç Soyer tahliye edildi ama yedek tutuklama olduğu için Tunç Soyer hâlâ cezaevinde kalmaya devam ediyor. Bakıyorsunuz hem hâkim değiştirmeleriyle hem iddianame hazırlamayan bir düzenle ikinci tutuklama kararlarıyla birlikte bu dosyaların siyasi olduğu fikrini güçlendirecek bir takım adımlar atılıyor."
"Yargılanmaktan hiç kimse kaçmıyor"
Hiçbir arkadaşımız, hiç kimse yargılanmaktan kaçmıyor. Kaçmadıkları da ortada zaten serbest bıraksanız da kaçmıyorlar. Yargılanmaktan hiç kimse kaçmıyor burada. Ama yargılanmanın adil olması lazım ve tutuksuz yargılama esastır. Bu birçok iktidar mensubu da soyut olarak, teorik olarak konuştuklarında dile getiriyorlar tutuksuz yargılama esastır diye. Biz de diyoruz ki yargılama tutuksuz devam etsin. Zaten duruşmalar oldukça, iddianameler yazıldıkça bu iddiaların içinin boş mu dolu mu olduğunu hep beraber değerlendirebiliriz. Herkes de vicdanıyla bunu adalet duygusuyla değerlendirecektir. İddianamesiz tutukluluk ne demek? Şu kadarını söyleyeyim: Aynı fiilden daha önce iddianame yazılması, aynı fiilden daha önce yargılama yapılmış olması ve beraat kararı verilmiş olması. Şimdi bunlar yetmemiş çünkü bu iddianame de ikna edici değil. Daha önce yapılan yargılama da bir sonuç vermiyor, siyasi sonuç vermiyor. O zaman ne yapmak lazım? Üçüncü kez tutuklamak lazım ama sebep bulamıyoruz, delil bulamıyoruz. Delil bulamıyoruz. O zaman iddianameyi geciktirelim ki delil bulamadığımız daha geç ortaya çıksın diyen bir mantık var karşımızda. Biz bu mantığa itiraz ediyoruz.
Avukatsız tutukluluk incelemesi
Yine geçtiğimiz hafta bir tutukluluk incelemesi yapıldı. Şenol Aslanoğlu, Tunç Soyer ve Heval Savaş Kaya hakkında tutukluluk incelemesi yapılırken normalde bir insan yargılanırken kime ihtiyaç duyar? Savunma hakkının doğru bir şekilde ele alınabilmesi için, savunma hakkına saygı gösterilmesi için ne gerekir? Eğer o kişi avukatla temsil edilmek istiyorsa avukatına erişebilmesi gerekir. Bu kadar basit. Bir şeyle suçlanıyorsa veya kendisiyle ilgili bir karar verilecekse önceden buna hazırlanma imkânı verilmesi gerekir. Bir infaz koruma memuru geliyor ve diyor ki seni birazdan çağıracaklar. Beş dakika sonra tutukluluk incelemesi için duruşmanın açıldığı öğreniliyor. SEGBİS’e bağlıyorlar. Avukatımı görmek istiyorum. Avukatımla değerlendirmek istiyorum. Belki onunla birlikte cevap vereceğim sorulara diyecek tutuklu olan kişi. 'Yok, avukatını göremezsin.', 'Avukatıma haber verdiniz mi?' Yok. Avukatın haberi olamaz. Avukattan kaçırılarak bir dosya yürütülmeye çalışılıyor burada. Hem Tunç Soyer için hem Şenol Aslanoğlu için hem Heval Savaş Kaya için.
"Başkanlarımız neyle suçlanıyor?"
Dosyada birçok çelişki daha tartışılıyor. İddianamesiz tutukluluk demek bir kişinin neyle suçlandığını bilmememiz anlamına geliyor. Biz öncelikle şunu istiyoruz. Başkanlarımız neyle suçlanıyor? Neyle suçlanıyor? Tutuklu olanlar, tutuksuz olanlar… Bunlara 'şüpheli' diyorsunuz. Çünkü kendileri daha sanık bile olamamış durumdalar. Kendileriyle ilgili iddianame hazırlanmadı. İddianame hazırlanmayanlar sadece başkanlarımız değil. Aynı zamanda Beyoğlu Belediye Başkanımız İnan Güney hakkında hâlâ iddianame yok. Aylardır tutuklu, neyle suçlandığını bilmiyoruz. Gaziosmanpaşa Belediye Başkanımız Hakan Bahçetepe hakkında iddianame yok, hâlâ neyle suçlandığını bilmiyoruz. Şile Belediye Başkanımız Özgür Kabadayı hâlâ neyle suçlandığını bilmiyoruz, iddianame yok. Büyükçekmece Belediye Başkanımız Hasan Akgün’ün neyle suçlandığını bilmiyoruz, iddianame yok. Bayrampaşa Belediye Başkanımız Hasan Mutlu neyle suçlandığını bilmiyoruz, iddianame yok. Biz öncelikle herkes için bir an önce iddianamelerin hazırlanmasını ve yargılamaların başlamasını, duruşma tarihlerinin de bir an önce açıklanmasını bekliyoruz."